"18 ağustos 2008 tarihli bulgaristan zaman gazetesinin haberi
Bazen rüzgarlı bir havada bir borudan geçen yelin çıkardığı kalın sesi duyma imkanı doğmuştur birçok kişiye. İşte bu manzaradan etkilenen insanoğlu bunu üflemeli müzik aleti olarak günlük hayatına yerleştirmiştir. Osmanlı dönemi müziğinin en önemli üflemeli sazlarından Ney, insanoğlunun ürettiği belki de ilk çalgılardan biridir. Kamıştan üretilmiş üflemeli çalgılardan olan ney, tarihin derinliklerinden gelmiş çok eski bir enstrüman olmasına rağmen, insanı her zaman etkileyen uhrevi ve doğal bir sese sahiptir. Kelime olarak ney, Farsça ses ve çığlık anlamına gelen “nay” ve “vey” sözcüklerinden türemiştir. Ney üfleyenlere neyzen veya nayi denmektedir.
Ney sabit akortlu çalgılar arasında yer alır. Akorda, perdelerinin açkısı (delinmesi) sırasında gelir ve öylece kalır.
Yapımında kullanılacak kamışın dokuz boğumlu olması gerekir. Kamışın içi boşaltılarak üretilen neyin en üstteki boğumu tam açılmaz ve yarım bırakılır. Neye ses veren delikler (perdeler) üstten alta doğru boğumlara belli bir sıra ile dağılırlar. Neyde biri arkada olmak üzere toplam 7 delik bulunur.
Ney, sağ veya sol dize dayanarak belirli bir açıyla tutulur ve dudaklar başpareye hafifiçe yandan bastırılır.
Ney ses rengi olarak insan sesine en yakın çalgılardan biridir. Her türlü müzikal motifi icra etmeye imkân tanır. Üç oktavlık ses sahası içindeki tüm sesleri, nefes şiddetini veya dudağın başpâre ile yaptığı açıyı değiştirmek suretiyle koma koma (hatta cent cent) verebilir.
Ney olgun insanı sembolize eder
Aynen klarnet gibi ney de çalınmaz, üflenir. Üflemek için de marifet ister. “Neye ciğerden değil, gönülden üflenir” düsturu neyzen adylarının ilk dersidir. Bomboş bir kamışa hoş bir ses getirmek ustalık ister. Osmanlı’da o kadar benimsenen ney, dünyada Türk Flütü olarak da isimlendirilmiştir.
Temelde 6 çeşit nefes ile üflenir. Bunlar sıcak, soğuk, rüzgarlı, şiddetli, çok şiddetli olarak adlandırılır. Elde edilen ses, nefese ve tutulan açıya göre değişiklik arzeder.
Neyin 7 deliği vardır, İnsan yüzünde 7 delik, nefsinde 7 mertebesi. İnsan 9 aydan müteşekkildir. Neyin de 9 boğumu vardır. Nefsin 7. basamağını aşıp evliya olmak en zor nefis basamağıdır. Neyin 7 deliği kapalıyken ses çıkarmakta en zor çıkartılan sestir.. Ney ağırbaşlıdır, ney sakindir, beklemesini bilir. Asırlarca bir duvara yaslı halde bozulmadan durabilir ustasını bekler.
Ama aynı zamanda çok naziktir. Bakmasını bilmeyen birinin elinde hemencecik kırılıverir, ama ustasının önünde son haddine kadar eğilebilir. Mevlânâ’nın mesel dünyasında ney insanı temsil eder. İnsan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır. İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir. İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır. Hz. Mevlânâ’ nın felsefesinde ney, “insan–ı kâmil” in (yani bir takım merhalelerden geçerek olgunlaşmış insanın) sembolüdür ve aşk derdini anlatmadadır. Benzi sararmış, içi boşalmış, bağrı dağlanarak delikler açılmış, ancak Yüce Yaratıcı’ nın üflediği nefesle hayat bulan, tıpkı insan gibi geldiği yere özlem duyan ve delik deşik olmuş sînesinden çıkan feryâd ve iniltileri ile insanlara sırlar fısıldayan bir dosttur.
Neyin tarihçesi
Sümer toplumunda MÖ 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı sanılan bu çalgıya ait elimizdeki en eski bulgu, MÖ 2800-3000 yıllarından kalan bugün Amerika’da Phledelphia Üniversitesi Müzesi’nde sergilenen neydir. Çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılmaktadır. Assomption rahiplerinden Thibaut’un “esrârengiz, cezbedici, tatlı ve âhenkli bir ses” diye tanımladığı ney sadâsı, her dönemde insanları derinden etkilemiş, özellikle dinsel duyguları çağrıştırmıştır.
18 August 2008, Monday
Not: www.neyyapimi.net neyzen "